"Türk milletinin fetih ruhu hiç kesintiye uğramamıştır. Yönetim sistemleri ayet hükmü değildir. İhtiyaç hasıl olduğunda değişecektir. Asıl mühim husus, sistem üzerindeki analitik değerlendirmelerin değişim taleplerinin muhtevasının ne olduğuyla ilgilidir. Hiçbir yönetim sistemi sabahtan akşama kurumsallaşmamıştır.
1923 - 1946 arasında tek parti dönemi imparatorluk bakiyesi yeni devletimizin ilk evresidir. Bu evrede her ne kadar parlamenter sistemin uygulandığı iddia edilse de pratikteki yansıması farklıdır.
Değişen rejim değildir. Aksini iddia edenler müfteridir. Sistem tartışmasını yeni baştan açmanın ne ülkeye, ne millete ne de demokrasimize hiçbir yararı olmayacaktır. CHP ile yanında hizalanan partiler, sözde uzmanlar, yarım aydınlar, malum köşe yazarları yeni hükümet sistemini hedef tahtası haline getirmişlerdir.
Bunlar ne istiyorlar? Neyi amaçlıyorlar? Koalisyon dönemine geri mi dönülsün? Bu şaşkın ve şuursuzlar nereye ulaşmayı düşünüyorlar? 15 Temmuz'da başı ezilen işgal girişimin farklı bünyelerle tekraren tedavüle girmesini mi temenni ediyorlar?
CHP genel başkanı, Cumhurbaşkanının partisiyle ilgili bağını sorgulayarak bağımsızlık referandumuna hazırız diyoruz. Türkiye durup durup referandum mu yapacak? Kılıçdaroğlu öncelikle eğer aklı varsa da kendine saklasın. HDP ile aynı tarafta olandan bizim duyacağımız hiçbir şey yoktur. FETÖ'ye itiraz edemeyen, S400 konusunda Türkiye'nin tezlerini savunamayan bekayı bilmeyen CHP Genel başkanının tarafsızlık çağrısı tedavisi aciliyet arz eden tükenmişlik sendromudur.
CHP önce suyu bulandırmakta, sonra da bundan rahatsız olduğunu açıklamaktadır. Bilinmelidir ki CHP'den hiçbir halt olamayacaktır. Bunlar zilletin sac ayağıdır. Türk milleti bunların başından mutlaka savacaktır. CHP demek; kaos, kavga, kargaşa demektir. Papatya falı açsınlar, baktılar olmuyor hemen tanıdık medyumlara koşsunlar. Fakat ne yapsalar boştur. Çırpınışları da boşunadır. Türkiye'nin geleceği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir."
Kaynak: Hürriyet
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder